Bilgisayar oyunları oldum olası severim. Ne bileyim bir tür empati kurmama imkan veren oyun dünyası, çoğu zaman sinemadan daha çok çeker beni kendine.
Ancak yaşım ilerledikçe (Henüz 26’yım ama 19’ göre yaşlı) eski tat kalmaz oldu. Sanki her oyun aynı gibi gelmeye başladı. Uzun saatler başından kalkmayacağım oyunlardan yarım saatte sıkılır oldum.
Kendimi ‘yaşlandım mı’ diye sorgularken, aslında durumun pek de benle ilgili olmadığımı anlamamı sağlaya ‘bir’ oyuna sardım. Battlefield 1.
Oyunu açar açmaz, kendimi ortaokul yıllarımda Call of Duty 2 oynuyormuş gibi hissettim. Savaş
hissi, atmosfer, askerlerin çığlıkları, karmaşa ve strateji... Battlefield 1 ölü zihnimi birkaç dakika içinde canlandırmayı başardı. Yarım saatte FPS’lerden sıkılan ben 3-4 saat aralıksız başından kalkamadım BF 1’in.
ASTMOSFER ŞAHANE
Peki, Battlefield 1’de beni ne çekti bu kadar? Başta atmosfer. Bireysel modern savaşları konu alan FPS’ler bir şekilde geniş çatışma alanları sunsa da, siper savaşlarının ruhunu vermekten çok uzak. BF 1 bunu çok iyi yapıyor. Siperden sipere koşarken, askerlerin motivasyon çağrıları, patlayan bombalar, seken mermiler, çamur, başınızın üstünden geçen şarapnel parçaları... Her şey savaş ruhunu yansıtıyor. Müthiş bir geri dönüş.
DEDELERİMİZİN HİKAYELERİ
İkincisi FPS’lerdeki modern savaş hikayeleri uyduruk. Yaşanmışlığı yok. Rusya-ABD; ABD -Çin; Kuzey Kore-ABD arasındaki muhtemel çatışmalar. Olabilecek ama henüz yaşanmamış olaylar; hali hazırda yaşananların karşısında değersiz. Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı’nın da katıldığı milyonlarca insanın hayatını değiştirmiş, nice hikayelere konu olmuş destansı muharebeler silsesi. Bu nedenle dedelerimizin hikayelerini tecrübe etmek bir başka.
TÜRKÇE DUYMAK GÜZEL
Üçüncüsü BF 1’de Osmanlı Devleti de var. Hem de iyi ayrı bölümde. Her ne kadar yaşananların yanında, sunulan iki hikaye sönük kalsa da, bunları oynamak ve savaş esnasında başarıyla seslendirilmiş ana dilimizdeki konuşmaları duymak farklı bir haz.
SAVAŞIN ÇAMURU SENİN DE ELLERİNDE
Dördüncüsü, oyun grafikler beni oyunlara asıl bağlayan en önemli kriterlerden biri. Gerçekçi fizik
motoru da işin içindeyse tadından yenmez. Battlefield grafik yönünden tek kelimeyle mükemmel. Özellikle çamur bu kadar ayrıntılı başka hangi oyunda yer almıştır bilmiyorum. Şavaşın bulaşık çamurunu gerçekten hissettim.
AKICI OYNAYIŞ, DAHA FAZLA KEYİF
Beşincisi BF 1’de, BF 4 ve BF 3’e göre daha akıcı bir oynayış var. (BF 2 bu ikisine göre bana daha akıcı gelmişti.) Kendinizi elinizdeki silaha bir şekilde daha hakim hissediyorsunuz. Hareketler daha seri ve hareket sonrasında silahla nişan almak çok daha kolay, ayrıca keyifli.
MULTİ’DE DEVRİM
Son olarak multiplayerda operasyon görevleri, ayrı birer single tadında. BF’nin diğer serilerinde olmadığı gibi kimin nerden çıkacağı belli. Düşman karşıda, bunu biliyorsunuz. Ayrıca bölgeleri ele geçirmek için işbirliğine dayalı oynayış sistemi de size bir amaç etrafında birleşen bir bölükteymiş hissi veriyor. Hücum!
BF 1 her yönüyle oyun dünyasında ilgimi kaybetmeye başladığım FPS dünyasında yeniden sıcak bakmamı sağladı. Birçok oyuncunun bu ifadeyle hislerini anlattığımı düşüniyorum. Rakiplerine göre uygun fiyat, başarılı server yapısı ve neredeyse hatasız multiplayer deneyimiyle BF 1 unutulmazlarım arasına girdi.
İyi oynadığım bir gün gameplayde ekleyeceğim buraya. Şu ana kadar 5'incilikten yukarı çıkamadım.
Talana nazır Datça ve Bozburun
- YORUMLAR (0)
- FAVORİLERİME EKLE
- E-POSTA İLE GÖNDER
- YAZICIYA GÖNDER
- FACEBOOK'TA PAYLAŞ
- TWITTER'DA PAYLAŞ
- GOOGLE GROUPS
- KISA LİNK
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Datça Bozburun Özel Koruma Bölgesi'ni "koruma" planı: Bölgenin büyük ölçekli turizme açılması!
“Palamutbükü, Mesudiye gibi Datça’nın en ‘mutena’ koyları turizm tesis alanları olarak tanımlandı. Daha önce de tanımlanmıştı. Ama şimdi ‘otel turizmi’ getirilerek yapılaşma verilecek.”
Bu sözler Datça Mimarlar Odası’ndan Necati Sağır’a ait. Sağır, “Cennete talan planı” başlıklı yazısında Datça ve Bozburunyarımadalarında uygulanmak istenen “Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi 1/25 000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonu Plan Hükümleri”ne dikkat çeken gazeteci Çiğdem Toker’in sorularını yanıtlıyor. Sağır’a göre yukarıdaki sözlerin anlamı ise şu:
“Bugüne kadar pansiyonculuk ve en çok butik otele verilen izin, büyük parseller için büyük otelleri kapsayacak biçimde geçerli olacak. Yerli halk, kendi yerinden fiilen kovulmuş olacak. Ekmeğinden edilecek. O sahillere herkes elini kolunu sallayarak özgürce giremeyecek. Herkesin sahilleri, 'paket tur' satın alanların paralı sahiline dönüşecek."
Datça'nın üzerine titreyenler..
Geçen yaz tatilimi Mesudiye’de geçirdim. Yani haberde geçen “mutena” Datça koylarından birinde. Ege ve Akdeniz kıyı şeridimizin neredeyse tümünü gören bir olarak Datça eşsiz bir yer olduğunu söyleyebilirim. Bu “eşsizlik” ifadem alelade değil üstelik. Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) “acil olarak korunması gerekenler” listesine 1999’da aldığı Avrupa Ormanlarının 100 sıcak noktasından biri Datça ve Bozburun yarımadaları. Bu nedenle, değil otel turizmi imarına açmak, üzerine titremek gerekiyor.
Datça’nın üzerine titreyenler var. Mesudiyeli turizmci Ogün Selvili bunlardan biri. Selvili, bölgede gözü olan işletmelere karşı önemli bir kozlarının olduğunu söylüyor:
Bu sözler Datça Mimarlar Odası’ndan Necati Sağır’a ait. Sağır, “Cennete talan planı” başlıklı yazısında Datça ve Bozburunyarımadalarında uygulanmak istenen “Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi 1/25 000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonu Plan Hükümleri”ne dikkat çeken gazeteci Çiğdem Toker’in sorularını yanıtlıyor. Sağır’a göre yukarıdaki sözlerin anlamı ise şu:
“Bugüne kadar pansiyonculuk ve en çok butik otele verilen izin, büyük parseller için büyük otelleri kapsayacak biçimde geçerli olacak. Yerli halk, kendi yerinden fiilen kovulmuş olacak. Ekmeğinden edilecek. O sahillere herkes elini kolunu sallayarak özgürce giremeyecek. Herkesin sahilleri, 'paket tur' satın alanların paralı sahiline dönüşecek."
Datça'nın üzerine titreyenler..
Geçen yaz tatilimi Mesudiye’de geçirdim. Yani haberde geçen “mutena” Datça koylarından birinde. Ege ve Akdeniz kıyı şeridimizin neredeyse tümünü gören bir olarak Datça eşsiz bir yer olduğunu söyleyebilirim. Bu “eşsizlik” ifadem alelade değil üstelik. Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) “acil olarak korunması gerekenler” listesine 1999’da aldığı Avrupa Ormanlarının 100 sıcak noktasından biri Datça ve Bozburun yarımadaları. Bu nedenle, değil otel turizmi imarına açmak, üzerine titremek gerekiyor.
Datça’nın üzerine titreyenler var. Mesudiyeli turizmci Ogün Selvili bunlardan biri. Selvili, bölgede gözü olan işletmelere karşı önemli bir kozlarının olduğunu söylüyor:
Haberin devamı için:
http://www.habervesaire.com/news/talana-nazir-datca-ve-bozburun-2703.html





